Türkiye'ye ve Türkçe'ye sahip çıkın

Ana Sayfa - Profilim - Arşiv - Arkadaşlarım

linkler - Tarih: 05:17 15/10/2005 Yazan: gurcan

www.dilimiz.com

www.sinanoglu.net

www.turkceyasasi.org

www.imla.tr.cx

www.ik.tr.gs

 

 

lütfen bu ve buna benzer adreslere girip, türkçemizi korumayla ilgili ne yapmamız gerektiğini, nasıl kullanabilecegimizi, kısacası türkçe ile ilgili her şeye ulaşıp onu sonsuza kadar yaşatmak için elimizden geleni yapalım.

 

 

not: buna benzer burada olmayan adresleri bana iletin

elektronik posta adresim: turkcemizesahipcikalim@mynet.com

- Tarih: 05:10 15/10/2005 Yazan: gurcan

ESKİŞEHİR BELEDİYESİ

 

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ’NİN KARARIYLA İŞYERİ İSİMLERİ TÜRKÇE OLUYOR

Büyükşehir Belediye Meclisi’nde,Başkan Büyükerşen’in teklifiyle, Türkçe’yi yabancı dillerin işgalinden kurtarmak amacıyla, iş yerlerine Türkçe isim verilmesinin zorunlu kılınması kararı alındı.

Büyükşehir Belediye Meclisi Türkçe’nin yabancı dillerin etkisi altında kalmasının engellenmesi için tarihi bir karar alarak, işyerlerine yabancı isim verilmemesini oybirliği ile kabul etti.
Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in konu ile ilgili olarak, Belediye Meclisi’ne sunduğu teklif, Meclis’in Mart Dönemi 3. Oturum Birinci Birleşimi’nde görüşülerek benimsendi.
Yeni düzenlemenin kabulünden sonra Reklam İlan ve Tanıtım Yönetmeliği’ne ek madde konularak, Uluslararası marka yada bayilerin dışında kalan iş yerlerinin Türkçe isim kullanmaları zorunlu kılınacak.
Başkan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, teklif maddesi oylanmadan önce yaptığı konuşmada, Türkçe isimli işyeri bulmakta güçlük çekildiğini, Türkiye’nin yabancı dillerin işgali altında olduğunu vurguladı.
Bu nedenle Büyükşehir Belediyesi olarak kendilerine düşen sorumluluğu yerine getirmeleri gerektiğini söyleyen Büyükerşen; “ilgili yönetmeliklerde bazı düzenlemeler yapalım ve güzel Türkçemiz’i yabancı dillerin işgali altından kurtaralım” dedi. Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapılan oylama sonucu Başkanlığın sunduğu teklif benimsenerek, konunun Hukuk ve Tarife ile İsim Belirleme Komisyonları’na havale edilmesine oy birliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MALATYA BELEDİYESİ

 

Belediye Meclisimizin 27 02 2003 toplantısında alınan karar aşağıdadır.

 

 

İŞYERLERİNE TÜRKÇE İSİM VERİLMESİ KABUL EDİLDİ

 

·        Yeni açılan işyerleri bundan böyle Türkçe İsim kullanacaklar. Yabancı isimle daha önceden işyeri açan kişiler ise 1 Ocak 2005 tarihine kadar Türkçe isimle değiştirecekler.

 

Malatya Belediyesi Şubat Dönemi Olağan Toplantısına 17 Şubat 2003 Pazartesi günü yaptığı 2. oturumla devam etti.

Belediye Basın-Yayın Müdürlüğü tarafından verilen bilgilere göre, Belediye Başkanı Mehmet Y. Çerçi Başkanlığı’nda 17 Şubat 2003 Pazartesi günü  Belediye Meclis Salonu’nda saat 14.00’de toplanan Belediye Meclisi gündemde bulunan maddeleri görüştüler.

Gündem maddeleri içerisinde bulunan “İlimizde bulunan işyerlerindeki tabelalarda Türkçe isim kullanılması”hakkındaki teklif görüşülerek karara bağlandı.

Teklifin görüşülmesi sırasında Belediye Zabıta Müdürlüğü tarafından hazırlanan yönetmelik görüşülerek karara bağlandı. Yapılan görüşmeler sonucunda; Yönetmelik kapsamında;  Yeni açılacak olan işyerlerine Türkçe İsim verilmesine, asılacak olan tabelaların Zabıta Müdürlüğü’nün onayından sonra asılmasına, daha önce yabancı isimle açılan işyerlerinin bu isimlerini 1 Ocak 2005 tarihine kadar Türkçe isimle değiştirmelerine, Türkçe isimle değiştirmeyenlere cezai müeyyide ve kapatma cezasının verilmesine, Türkçe isim kullanmayan işyerlerine çalışma ruhsatı verilmemesine, isimlerde tereddüt edilmesi halinde Türk Dil Kurumu ile İnönü Üniversitesi’nde görüş alınmasına karar verildi.

Meclis Toplantısında ayrıca İtfaiye Müdürlüğü İç Hizmet Yönergesi de görüşülerek kabul edilirken, gündemde bulunan İmar Maddeleri de görüşüldü.

 

NOT: Belediye Meclis Toplantısı bülten hazırlandığı sırada devam ediyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Liste halinde sunmak gerekirse aşağıdaki belediyeler,Türkçemize sahip çıkıp işyerlerini,cadde ve sokak adlarını Türkçeleştirme kararı almışlardır.

 

BELEDİYENİN ADI

BELEDİYE BAŞKANI

MECLİS TOPLANTISI

TARİH VE KARAR

Karaman Belediyesi

Yaşar EVCEN

13.12.1994

Boyabat/Sinop Belediyesi

Hasan KARA

07.09.1995/5

Turgutlu/Manisa Belediyesi

Yasin HOŞBİLGİN

12.09.1995/1567

Afyon Belediyesi

Erdal AKAR

25.10.1995/172

Konya Büyükşehir Belediyesi

Halil ÜRÜN

07.11.1995/1376

Kırşehir Belediyesi

Metin ÇOBANOĞLU

16.05.1996/1

Gönen/Balıkesir Belediyesi

Hayati KÖSE

20.06.1996/27

Kayseri Büyükşehir Belediyesi

Doç.Dr.Şükrü KARATEPE

10.07.1996/52

Karayılan/Hatay Belediyesi

Mustafa SARAÇ

03.10.1996/40

Keçiören/Ankara Belediyesi

Turgut ALTINOK

08.01.1997/6

Niksar/Tokat Belediyesi

Ahmet Duran ÜNVERDİ

10.07.1997/559

Kocasinan/Kayseri Belediyesi

Bekir YILDIZ

11.06.1999/16

Erbaa/Tokat Belediyesi

Ahmet YENİHAN

07.07.1999/44

Yalova Belediyesi

Yakup KOÇAL

15.10.2001/20-271

Afyon Belediyesi

Hayrettin Barut

18.10.2001

Beypazarı/Ankara Belediyesi

Av.Mansur YAVAŞ

13.08.2002/09

Nilüfer/Bursa Belediyesi

Mustafa BOZBEY

19.12.2002/153

Taşova/Amasya Belediyesi

Özgür Özdemir

07.02.2003/02

Ermenek Belediyesi

Uğur SÖZKESEN

04.06.2003/29

Hisarcık/Kütahya Belediyesi

Nihat Helvacı

06.06.2003/14

Burdur Belediyesi

A. Nejdet İlgün

06.06.2003/42

Malatya Belediyesi

Mehmet Yaşar ÇERÇİ

18.11.2003/16

Atatürkün Bağımsızlıkla İlgili Söyledikleri - Tarih: 05:07 15/10/2005 Yazan: gurcan

Bağımsızlık (İstiklâl)
 

Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temel ruhudur. Bu vazife, bütün millete ve tarihe karşı yüklenilmiştir. Bu vazifeyi yüklenirken, tatbik kabiliyeti hakkında şüphe yok ki çok düşündük. Fakat netice olarak edindiğimiz görüş ve iman, bunda, muvaffak olabileceğimize dairdir. Biz, böyle işe başlamış adamlarız. Bizden evvelkilerin işledikleri hatalar yüzünden, milletimiz sözde mevcut zannolunan bağımsızlığında kayıtlı bulunuyordu. Şimdiye kadar Türkiye'yi, medeniyet dünyasında kusurlu gösteren neler düşünülebilirse, hep bu hatadan ve bu hataya uymadan doğmaktadır. Bu hataya uyma neticesi; mutlaka, memleket ve milletin bütün haysiyetinden ve bütün yaşama kabiliyetinden soyunma ve uzaklaşmasını gerektirebilir. Biz; yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. Bir hataya uyma yüzünden bu özelliklerden mahrum kalmaya tahammül edemeyiz. Bilgin, cahil, istisnasız bütün millet fertleri, belki içinde bulundukları güçlükleri tamamen anlamaksızın, bugün yalnız bir nokta etrafında toplanmış ve fakat sonuna kadar kanını akıtmaya karar vermiştir. O nokta; tam bağımsızlığımızın temini ve devam ettirilmesidir.

Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, malî, iktisadî, adlî, askerî, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek mânasiyle bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. Biz, bunu temin etmeden barış ve sükûna erişeceğimiz inancında değiliz.
1921
(Nutuk II, S. 623-624)

Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne bahasına ve her ne karşılığında olursa olsun zedeleme ve kayıtlamaya asla müsamaha etmemek; bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün mânasiyle koruyabilmek ve bunun için gerekirse, son ferdinin, son damla kanını akıtarak, insanlık tarihini şanlı örnek ile süslemek; işte bağımsızlık ve hürriyetin hakiki mahiyetini, geniş mânasını, yüksek kıymetini, vicdanında kavramış milletler için temel ve ölmez prensip... Ancak bu prensip uğrunda her türlü fedakârlığı, her an yapmaya hazır milletlerdir ki, devamlı olarak insanlığın hürmet ve saygısına lâyık bir topluluk olarak düşünülebilirler.
1928
(Atatürk'ün S.D. II, S. 249)

Bağımsızlığı için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedakârlığı yapmakla teselli bulur ve elbette esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete nazaran dost ve düşman nazarındaki mevkii farklı olur.
1927
(Nutuk I, S. 13-14)

Esas Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir. Ne kadar zengin ve refaha kavuşturulmuş olursa olsun bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık olamaz.

Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağı dereceye düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

Halbuki Türk'ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.

Bundan ötürü, ya bağımsızlık, ya ölüm!...
1919
(Nutuk I, S. 13)

Arzumuz dışarıda bağımsızlık, içeride kayıtsız ve şartsız millî egemenliği korumadan ibarettir. Millî egemenliğimizin hattâ bir zerresini bozmak niyetinde bulunanların kafalarını parçalayacağınızdan eminim.
1923
(Atatürk'ün S. D. II, S. 71-72)

"Biz barış istiyoruz" dediğimiz zaman "tam bağımsızlık istiyoruz" dediğimizi herkesin bilmesi lâzımdır. Bunu istemeye hakkımız ve kudretimiz vardır. On sene, yirmi sene sonra aşağılaşarak ölmekten ise şimdiden şeref ve haysiyetle ölmeyi üstün tutmalıyız.
1923
(Atatürk'ün S. D. II, S. 89)

Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evlâdı kalmalıyım. Bu sebeple millî bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettiği takdirde, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet gereği olan dostluk, siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan sarfınazar edinceye kadar amansız düşmanıyım.
(23.4.1921)

Biz Türkler bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve bağımsızlığa sembol olmuş bir milletiz.
(Nutuk)

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye liyakat kazanamaz.
(Nutuk)

Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlâtlarından ibarettir. Bu millet istiklâlsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
(21 Haziran 1922)

Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir ben milletimin en büyük ve ecdadımın en kıymetli mirası olan istiklâl aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenlerce bu aşkım malûmdur. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evlâdı kalmalıyım. Bu sebeple millî istiklâl bence bir hayat meselesidir.

İstiklâl ve hürriyet âşıkı milletler için, ıstırap anları, o ıstırabın âmilleri, ibret alıp tetikte durmak için daima hatırlanmalıdır. İstiklâl ve hürriyetlerini her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun ihlâl ve takyide asla müsamaha etmemek, istiklâl ve hürriyetlerini bütün mânasıyla masun bulundurmak ve bunun için, icap ederse, son ferdinin son damla kanını akıtarak insanlık tarihini şanlı bir misalle süslemek: İşte istiklâl ve hürriyetin hakikî mahiyetini, geniş mânasını, yüksek kıymetini vicdanında idrak etmiş milletler için esas ve hayati prensip.

Büyük ve hayalî şeyleri yapmadan yapmış gibi görünmek yüzünden bütün dünyanın düşmanlığını, garazını, kinini, bu memleketin ve milletin üzerine çektik. Biz panislâmizm yapmadık. Belki, "yapmıyoruz, yapacağız" dedik. Düşmanlar da "yaptırmamak için biran evvel öldürelim" dediler. Panturanizm yapmadık, "yaparız, yapıyoruz" dedik, "yapacağız" dedik ve yine "öldürelim" dediler. Bütün dâva bundan ibarettir.
(1921)


Son Sayfa :: Sonraki Sayfa